| AB Sürecinin Lokomotifi Katılımcı Demokrasi |
|
|
|
Sivil toplum inisiyatifi Bazı sivil toplum örgütleri son zamanlarda AB treninin yavaşladığı yönünde eleştiriler yapsa da yeni bakanın `katılımcı demokrasi` inancı çerçevesinde sivil toplum örgütlerini bir araya getirme çabasının çok olumlu bir başlangıç olduğu konusunda birleştiler. Birçok derneğin temsilcisi darbe anayasası ile Türkiye`nin sorunlarının çözülemediğini ifade ederken yeni anayasa ihtiyacını açıkça dile getirdi. 6 Mart toplantısı katılımcı demokrasi açısından da ciddi önem taşıyordu. En basit tanımı ile vatandaşların siyasi görüşlerin olgunlaşmasına, tartışılmasına ve kararların alınmasına doğrudan katılımını öngören yönetim tarzına katılımcı demokrasi diyoruz. Katılımcı demokrasiyi ciddi aksakları bulunan temsili demokrasinin yarattığı boşluklara yeni bir soluk getiren bir kavram olarak da tanımlayabiliriz. Devlet kendini yenilemeli 2. İkinci taraf ise devletin sivil toplumun sorunlarını çözerek çalışmalarını kolaylaştırması, siyaset üretme aşamasında konusunda uzman sivil toplum örgütlerinin de görüşlerine başvurmasıdır. Maalesef bu tarafta işler çok parlak değildir. En basit anlatımı ile sivil toplum örgütlerinin kendi kapasitelerini geliştirme oranı devletin kendisini yenileme hızından çok daha yüksektir. Son yıllarda sivil toplum adına hatırı sayılır icraatler gerçekleştirilse de sivil toplum örgütlerinin talepleri tam olarak karşılanmamıştır. 6 Mart`ta 1.000 sivil toplum örgütü bir araya gelmiş ve tüm gün boyunca birbirleri ile deneyimlerini paylaşmak suretiyle kendi çabalarını sorgulama şansı bulmuştur. Öte yandan Egemen Bağış bir konuşma yapıp salonu terk etmek yerine tüm gün boyunca sivil toplum örgütlerini dinleyip not almış, kuruluşların yöneticileri ile tanışmış birinci elden dertlerini dinlemiş ve projelerini incelemiştir. Böylece katılımcı demokrasinin önemli gereksinimlerinden birisi olan devlet ilgisini devlet ile her karşılaştığında tedirgin olan sivil toplum örgütlerine fazlası ile hissettirmiştir. Elbette tek bir toplantı ile katılımcı demokrasinin ülkemizde yerleşmesi gerçekçi olmasa da, 6 Mart toplantısının iyi bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Sanırım bu alandaki başarının temel kriteri bu tür toplantıların devam etmesi ve yaygınlaşmasıdır. Hükümetin Avrupa Birliği çalışma vitesini yerel seçim öncesinde olduğu gibi bundan sonra da yükseltme çabasını sürdürmelidir. Netice olarak 6 Mart`ta canlanan sivil toplum heyecanı tek bir toplantı olarak kalmamalı ve devletin geneli tarafından sivil toplum örgütleri daha fazla önemsenmelidir. AB en güzel hediye Katılımcı demokrasi anlayışını benimsemiş ve ortak paydasında Avrupa Birliği tam üyelik hedefi olan geniş tabanlı bir mutabakat Türkiye`ye Avrupa Birliği yolculuğunda büyük fırsatlar sunacaktır. Sivil toplum örgütlerinin bir milli takım ruhu içerisinde meseleye sahip çıkması Türkiye`nin elini son derece güçlendirecektir. Sivil toplum örgütleri ile daha sıcak bir ilişki Türkiye`nin ihtiyacı olan `normalleşmeyi` sağlayacaktır. Türkiye`nin sahip olduğu kaynak çeşitliliği, dinamik potansiyelleri ve stratejik konumu Türkiye`ye büyük sıçrama yaptırmaya uygundur. Şüphesiz bu ülkenin gençlerine Türkiye`nin kuruluşunun 100. yılı için verilebilecek en güzel hediye sıçrama yapmaya hazır hale gelen ülkemizi tüm Dünya`nın imreneceği `Güçlü Türkiye` haline dönüştürmektir. Türkiye yeni bakanı ve `katılımcı demokrasi` stratejisi ile bugünkü tabloyu kendisi için ciddi bir fırsata çevirebilir. Bunun için de demokratikleşmeye, diğer AB reformlarına hız vermemiz ve tek ses olarak Avrupa Birliği tam üyelik hedefini ortak bir gelecek hedefi olarak belirlememiz yeterlidir. Siyaset kurumunun da sivil toplum dünyasının da görevi, kısır tartışmalardan sıyrılarak el ele verip AB kapısını zorlamaktır. İçerisinde bulunduğumuz günlerde statükoculuk veya demokrasi korkaklığı gibi zararlı nedenlerle AB hedefine çelme takmak belki kısa vadede hükümeti veya ilgili bakanı zora sokar ama Türkiye`yi de Avrupa liginden mahalle liglerine düşürür. Kör siyasal çıkarları için Türkiye`ye bu kötülüğü yapan siyasi ve bürokratik unsurları tarihin iyi hatırlamayacağını unutmamız gerekir. Bugün bir seçim gelir ve geçer ama gelecek nesillerimize Avrupa Birliği tam üyesi olmuş güçlü bir Türkiye hediye edebilmek en önemli siyasi erdemlerden birisidir. *Toplum ve Demokrasi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaynak: http://www.stargazete.com/acikgorus/haber-ab-surecinin-lokomotifi-katilimci-demokrasi--179994.htm
|
| < Prev | Next > |
|---|